29 Şubat 2012 Çarşamba

ANLATIM BOZUKLUKLARI


Duygularımızı, düşüncelerimizi, olayları, durumları aktarmak için kullandığımız her cümle bir yargı birimidir ve yargı birimi olan cümlenin duyguyu, düşünceyi, olayı veya durumu tam olarak aktarabilmesi için anlatımı bozuk olmamalıdır. Bir başka deyişle cümle dilbilgisi ve anlam yönünden mükemmel olmalıdır.

İyi Bir Cümlenin Nitelikleri Nelerdir?

1- Doğruluk; cümledeki sözcüklerin söz dizimi kurallarına göre dizilmesi, ögelerin birbiriyle uyumlu olması, sözcüklerin anlatılmak istenen kavramları tam olarak karşılaması ve cümlenin aktardığı bilginin yanlış olmamasıdır.

2- Duruluk; yargının gereksiz sözcük kullanılmadan ortaya konulması, anlamı etkileyen sözlere cümlede yer verilmemesi.

3- Açıklık; Cümlenin herkes tarafından kolaylıkla anlaşılan tek bir anlam taşıması, okuyucu ve dinleyiciye göre farklı anlamlar kazanmamasıdır.

Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları

  1. Gereksiz Sözcük Kullanımı
  2. Sözcüğün Anlam Bakımından Yanlış Kullanılması
  3. Anlamca Çelişen Sözcükler Kullanılması
  4. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması
  5. Deyimin Yanlış Yerde Kullanılması
  6. Mantık ve Sıralama Yanlışları
  7. Virgül Kullanılmaması (Noktalama Yanlışı)


GEREKSİZ SÖZCÜK KULLANILMASI

Duruluğu bozan önemli özelliklerden birisi gereksiz sözcük kullanımıdır. Gereksiz sözcüğü tespit etmenin yolu, onu cümleden çıkartmaktır. Bir cümlede, aynı anlamı taşıyan kelimelerin birlikte kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

  • Yine o zaman da böyle sevinmiştik.
  • Ne olursa olsun oraya mutlaka geleceğim.
  • Burada aşağı yukarı yaklaşık bir saattir bekliyorum.
  • İki ayakkabıdan en pahalısını beğendi.
  • Yüksek sesle bağırma, seni duyuyorum.
  • Oysa komşumuzun kedisi ise hep bize gelirdi.
  • Köydeki insanları hep sağlıklı, sıhhatli insanlar sanırdım.
  • İlk tanıştığımız gece de ondan pek hoşlanmamıştım.
  • Sanırım bugün buluşacağımızı belki de unuttu.
  • Erhan’la yıllardır karşılıklı mektuplaşıyoruz.
  • Benden aldığınız kitapları geri iade edin.
  • Bu gün sıcaklık sıfırın altında eksi 2 derece.
  • Olay ve hadiseleri tarafsız bir gözle incelerdi.
  • Konsere annemle birlikte gideceğiz.

SÖZCÜĞÜN ANLAM BAKIMINDAN YANLIŞ KULLANILMASI

Bazı sözcüklerin anlamı birbirine karıştırılır. Cümlede kullanılan sözcüklerin anlamlarına dikkat etmek, cümlenin anlamına uymayan sözcüklerin anlatım bozukluğuna sebep olduğunu unutmamak gerekir.

  • Çok bencil olmasına karşılık onu yine de seviyoruz. (karşın)
  • Bu, yalnız bize özel bir tutumdur. (özgü)
  • Bu işte kaybetme şansımız neredeyse yüzde elli. (olasılığımız)
  • Bizim takımın kendilerine on dakika bile dayanamayacağını savunuyor. (söylüyor)
  • Kazandığı başarılar onun en itibarlı üye olmasına neden oldu. (sağladı)
  • Laf getirip götürerek aramızın açılmasını sağladı. (neden oldu.)
  • Öğretim durumu belgesi ve altı fotoğraf istiyorlarmış. (öğrenim)
  • Bu sorunu çözmeye mahkumuz. (mecburuz)
  • Baskı ortamına on dakika bile dayanamayacağını savunuyor. (ileri sürüyor)
  • Sonunda İstanbul kıyıları da çirkin bir görüntüye kavuştu. (büründü)
  • İkiz kardeşler arasında bir ayrıcalık vardı. (ayrım)
  • Sokakları kapsayan çöplere baş edilemiyor. (kaplayan)
  • Osmanlı imparatorluğu bir çadırda meydana geldi. (kuruldu)
  • Olaylara hep kendi açısından baktığı için nesnel değerlendirmeler yapıyor. (öznel)

ANLAMCA ÇELİŞEN SÖZCÜKLERİN BİR ARADA KULLANILMASI

Bir cümlede anlamca çelişen sözcüklerin bulunması, anlamda belirsizliğe ve karışıklığa sebep olduğundan anlatım bozukluğuna neden olur.

  • O, bu konuyu kesinlikle bilmiyor olabilir.
  • Onu görmeyeli aşağı yukarı tam yedi yıl oldu.
  • Kuşkusuz, bu görüşmeler sonunda istediğimiz ücret artışını alacağımızı sanıyoruz.
  • Onunla günaşırı buluşuyor, birlikte her gün sahilde yürüdük.
  • Bu durumu ayrıntılı biçimde açıklayan kısa bir yazı yazıp getirin.
  • İlker bugün yurt dışından kesinlikle dönebilir.
  • Elbette onunla birlikte gitmiş olabilirler.
  • Gönderdiğim paketi eminin bu güne kadar almış olmalısınız.

SÖZCÜĞÜN YANLIŞ YERDE KULLANILMASI

Cümledeki sözcüklerin, özellikle sıfatlarla zarfların bulunmaları gereken yerde bulunmamaların anlatım belirsizliğine neden olur.

  • Her türlü aradığınız mutfak eşyasını mağazamızda bulabilirsiniz.
  • Aradığınız her türlü mutfak eşyasını mağazamızda bulabilirsiniz.
  • Bu gece çok dişim ağrıdı. (…dişim çok ağrıdı.)
  • İzinsiz inşaata girilmez. (…izinsiz girilmez.)
  • Geçen hafta kaybolan komşunun arabası bulunmuş. (…geçen hafta kaybolan arabası…)
  • Harman yerinde ürettiği buğdayı ortağına sattı. (…harman yerinde sattı)
  • Ellerim çok suda kalmaktan şişmişti. ( …çok kalmaktan…)
  • Tam yemeğimi yemiştim ki zil çaldı. (Yemeğimi tam yemiştim ki…)
  • Yeni banyodan çıkmıştım ki kapı çaldı. (Banyodan yeni çıkmıştım ki…)
  • Alkollü araç kullanmak tehlikelidir. ( araçları alkollü kullanmak…)
  • Ağrısız kulak delinir. (kulak ağrısız delinir.)
DEYİMLERİN YANLIŞ KULLANILMASI

Deyimlerin yerinde ve anlamlarına uygun olarak kullanılmaması, yapılarında değişiklik yapılması anlatım bozukluğuna yol açar.

  • Eski öğretmenimle bir saat başa baş görüştük. (baş başa görüştük)
  • Çok yalancı olduğundan sözlerini göze alamıyorum. (dikkate almıyorum)
  • İstediğim liseyi kazandığım gün sevinçten ağzım açık kaldı. (havalara uçtum)
  • Herkesin işine karışır, etliye sütlüye dokunmazdı. (burnunu sokardı)
  • Sınavı kazandığını duyunca etekleri tutuştu. (etekleri zil çaldı)


MANTIK VE SIRALAMA YANLIŞLARI

Bazı cümlelerde anlatılmak istenenle ilgili bilgi yanlışı, mantık açısından tutarsızlık, veya sıralama yanlışı görülür; bunlar da anlatım bozukluğu sayılır.

  • Bırakın soğan doğramayı, yemek bile yapamıyor. (Bırakın yemek yapmayı soğan bile…)
  • Bu gidişle mezun olamazsın, belki sınıfta da kalırsın.
  • Dikkatli harcamazsan bu para sana bir hafta değil bir ay bile yetmez.
  • Karar üye tam sayısını bir fazlasıyla alındı.
  • Alınan bu karar savaşta askerin daha çok ölmesine neden oldu.
  • Yaptıklarını kendi ağzıyla itiraf etti.
  • Tutuğumuz, bastığımız, yediğimiz yerlerin de temiz olması lazımdır.
  • Bu hastalık ölüme, hatta felçlere yol açar.


VİRGÜL EKSİKLİĞİ

Özellikle adlaşmış sıfatların ve zamirlerin özne olarak kullanıldığı cümlelerde, özne olan bu sözcüklerden sonra virgül konur; virgül konulmaması anlam karışıklığına neden olur.

  • Yaşlı doktora soran gözlerle baktı.
  • Küçük eve doğru bağıra bağıra koşuyordu.
  • O güzellikten ne anlar sanıyorsun.
  • Genç işçilerin ne kadar maaş aldığını soruyor.
  • Şu arabanın arka koltuğunda unutulmuştu.
  • O adamı nerede gördüğünü hatırladı.

Yaşlı, küçük, o, genç, şu özne olarak kullanılmıştır. Bunlardan sonra virgül kullanılmalıdır.

Yapıya Dayalı Anlatım Bozuklukları

1.      Özne-Yüklem Uyuşmazlığı
2.      Öge Eksikliği
3.      Fiil, Fiilimsi veya Yardımcı Fiil Eksikliği
4.      Ek Fiilin Yanlış ya da Eksik Kullanılması
5.      Yüklemler Arasındaki Çatı Uyuşmazlığı
6.      Tamlama Yanlışları
7.      Gereksiz veya Yanlış Ek Kullanılması

ÖZNE-YÜKLEM UYUŞMAZLIĞI

Türkçe’de özne ile yüklem arasında; kişi, tekillik-çoğulluk, olumluluk-olumsuzluk yönünden uygunluk olması gerekir. Bu uygunluk yoksa anlatım bozukluğu vardır.

A)    Özne İle Yüklem Arasındaki Kişi Uyumu

Özne kişi zamirlerinden biriyse yüklem o kişinin ekini alır.
·         Ben düşüncelerimi söylemekten çekinmem.
·         Siz benimle gelecek misiniz?

Özne birinci kişiyse, yanında bir veya daha fazla kişi varsa, yüklem birinci çoğul kişi ekini alır:
·         Sen ve ben gideriz, olanları anlatırız. (Sen ve ben = Biz)
·         Ayşe, Oya ve Ben kaza sırasında evdeydik. (Ayşe, Oya ve Ben = Biz)

Özne ikinci kişiyse, yanında birinci kişi dışında en az bir kişi daha varsa yüklem ikinci çoğul kişi ekini alır:
·         Ali’yle sen bu işi akşama kadar bitirin. (Ali’yle sen = Siz)
·         Sen, annen ve kardeşin sinemaya gitmişsiniz. ( Sen, annen ve kardeşin = Siz)

B)    Özneyle Yüklem Arasındaki Tekillik - Çoğulluk Uyumu

Özne insansa ve tekilse yüklem tekil çekimlenir. Özne insansa ve çoğul eki almışsa yüklem tekil veya çoğul çekimlenebilir.
  • Seyirci bağırdı.
  • Seyirciler bağırdılar.
  • Seyirciler bağırdı.

Özne insan dışı bir varlıksa, çoğul bile olsa yüklem tekil olur. Çoğul çekimlenirse anlatım bozukluğu olur.
  • Kuzular koyunların peşi sıra meleşiyorlar.
  • Çiçeğin yaprakları sararıp dökülüyorlar.
  • Gözlerim eskisi kadar iyi görmüyorlar.
  • Köpekler sabahlara kadar havlıyorlar.
  • Bağrışmalar bizim balkondan bile duyuluyorlar.
  • Bulurlar ağır ağır batıya kayıyorlar.

Not: Kişileştirme yapılmışsa, yüklem tekil ya da çoğul olabilir, o durumda anlatım bozukluğu olmaz.
  • Kuşlar mutluluğun şarkısını söylüyorlar.
  • Kuşlar mutluluğun şarkısını söylüyor.

C) Özneyle Yüklem Arasındaki Olumluluk - Olumsuzluk Uyumu

Türkçe’de bazı zamirler olumlu, bazıları olumsuz anlam taşır. Yüklemlerin bu zamirlere göre olumlu ya da olumsuz çekimlenmeleri gerekir.

  • Herkes onu dinledi; ama soru sormadı.
  • Hiçbiri senin üzülmeni istemiyor, seni çok seviyor.
  • Bizim evde kimse akşamları dışarı çıkmaz, evde televizyon seyretmeyi tercih eder.
  • Bizim kasabada herkes balıkçılık yapar, toprak işlerinden anlamazdı.
  • Hiçbiri bu yalanı Serhat’ın söylediğine inanmıyor, onu destekliyordu.
ÖGE EKSİKLİĞİ

Birleşik veya sıralı cümlelerde ortak ögelerin dikkatli kullanılması gerekir. Ortak ögenin gelişigüzel kullanılması, cümlede bulunması gereken bir ögeye yer verilmemesi anlatım bozukluğuna yol açar.

  • Arkadaşımı çok seviyorum, en az kendim kadar güveniyorum. (Dolaylı Tümleç Eksikliği)
  • Seninle gurur duyuyor, başarılarından dolayı yürekten kutluyoruz. ( Nesne Eksikliği)
  • Güneşin batışından ilham alırım, oldum olası beni etkiler. (Özne Eksik)
  • Okulumuzun yapımı bu yıl bitecek ve yeni öğretim yılında hizmete girecek. (Özne Eksik)
  • Nöbetçinin silahını almış ve sıkıca bağlamışlar. (Nesne Eksik)
  • Ödevinde yaptığın hatayı gördüm ve hemen uyardım. (Nesne Eksik)
  • Ailesine hiç sıkıntı vermedi, bir gün bile üzmedi. (Nesne Eksik)
  • Herkes bu uygulamanın topluma ne getireceğini ne götüreceğini tartışıyor. (D.T. eksik)
  • Çocuğa ne kadar soru sorarsanız o kadar bilgi alırsınız. (Dolaylı Tümleç Eksik)
  • Yarın sizi mutlaka bekliyorum, anlatacaklarım var. (Dolaylı Tümleç Eksik)
  • Ben ona yetişemem, hiçbir konuda ve hiçbir zaman boy ölçüşemem. (Zarf Tümleci Eksik)
  • Bu yaramazı annesi yokken nasıl oyalıyor, nasıl başa çıkabiliyorsunuz? (Zarf Tümleci Eksik)


Not: Bağlı ve sıralı cümlelerde bir ögenin eksik kullanılması nasıl anlatım bozukluğu sebebiyse, gereksiz kullanılması da duruluğu engellediğinden anlatım bozukluğudur.

  • Gömleklerini özenle ütüledi ve onları dolaba astı.” bağlı cümlesinde “nesne” ortak kullanılmıştır, ikinci cümledeki “onları” sözcüğü gereksizdir.

  • “Muhabbet kuşuna iyiden iyiye bağlanmıştı, ona çok iyi bakıyordu.” Sıralı cümlesinde dolaylı tümleç ortak öğedir; ikinci cümledeki ‘ona’ sözcüğü gereksiz kullanılmıştır.

FİİL, FİİLİMSİ VE YARDIMCI FİİL EKSİKLİĞİ

Birleşik ve sıralı cümlelerde yüklemin veya yardımcı eylemin ortak kullanımı bazen anlatım bozukluğuna neden olur.

  • Evin zor işlerini ben, kolaylarını eşim yapıyor. (ben yapıyorum… Yüklem eksik)
  • Hemen her yaz oraya gidip aynı insanlarla aynı manzarayı, aynı müziği, aynı hatıraları dinlemeyi artık benimsemiştim. (manzarayı seyretmeyi,… Fiilimsi eksik)
  • Okuryazar ve sağlık sorunu olmayan herkes başvurabilir. (okuryazar olan… fiil eksikliği)
  • Dün akşam yemekte çorba, kızartma ve makarna yedim. (çorba içtim…  yüklem eksik)
  • Hiçbir konuda bana yardım ve destek olmadı. (yardım etmedi… yardımcı fiil eksik)

EK FİİLİN YANLIŞ VEYA EKSİK KULLANILMASI

Olumlu ve olumsuz isim cümle ek fiilin yüklemlere ayrı ayrı eklenmesi gerekir. Bu kurala uyulmaması anlatım bozukluğuna neden olur.

  • Eskiye çok bağlı, ancak yeniliklere de karşı değildi. (bağlıydı)
  • Odası çok karışık, üstelik eşyaları da temiz değildi. (karışıktı)
  • Oldukça zengin, ama iyiliksever ve cömert biri değilmiş. (zenginmiş)
  • Annem gün doğmadan kalkıp sobayı yakar, biz oda ısınınca kalkardık (yakardı)
  • İstanbul’a geldiğimizde ben üç yaşında, Murat on yaşındaydı. (üç yaşındaydım)
YÜKLEMLER ARASINDAKİ ÇATI UYUŞMAZLIĞI

Bir cümlede aynı ögeye bağlanan fiillerin, fiilimsilerin hepsi etken ya da hepsi edilgen olmalıdır. Bu kurala uyulmaması antlım bozukluğuna sebep olur.

  • Çoluk çocuk hepimiz bir arabaya dolduk, öğleye doğru zar zor yarış yerine ulaşıldı. (ulaştık)
  • Onun her istediğini yapsan da mutlu edilemez o. (mutlu edemezsin onu)
  • Her ne kadar şehir dışına taşınmışsa bile beklenen rahatlığa kavuşulamamıştır. (taşınılmışsa)
  • Aramızdaki sorunlar konuşulup çözüme vardık. (konuşup)
  • Bu düşünceler tartışıp değerlendirilmeli. (tartışılıp değerlendirilmeli)
  • Pikniğe gittik ve çok eğlenildi. (eğlendik)

TAMLAMA YANLIŞLARI

Tamlamalarla ilgili yanlışların birçok nedeni vardır. Bu yanlışları fark edebilmek için tamlamalarla ilgili kuralları çok iyi bilmek gerekir.

A) İsim tamlamalarında tamlanan iyelik eki alır, sıfat tamlamalarında ise tamlanan ek almaz. Bu nedenle bir isimle bir sıfat aynı tamlanana bağlanamaz.

  • Yaz tatilinde elime geçen bütün edebi ve macera romanlarını okudum. (edebi romanları)
  • İlçemiz ekonomik ve sağlık açısından iyi duruma geldi. (ekonomik açıdan)
  • Parayı özel ve kamu bankaları sağladı. (özel bankalar)
  • Kişisel ve aile sorunları nedeniyle okulu bıraktı. ( kişisel sorunlar)

B) Sıfat tamlamasında tamlayan sayı sıfatı veya çoğul anlam kaşıyan belgisiz sıfat ise, isim çoğul eki almaz.

  • Bunca yalanları nasıl uydurdun. (bunca yalanı…)
  • Pek çok güzel düşüncelerim var sizinle ilgili. (güzel düşüncem var…)
  • Her işlerim yarım kaldı o gelince. (her işim…)

 C) Belirtili isim tamlamalarında tamlayan da tamlanan da birden fazla olabilir. Ancak tamlama ekleri arasındaki uyama dikkat edilmezse anlatım bozukluğu olur.

  • Onun ve benim adım listede yoktu. (onun adı…)

D) Bazı cümlelerde ilgi durumu (tamlayan) ekinin kullanılması, bazı cümlelerde ise kullanılmaması anlatım bozukluğuna sebep olur.

  • Artık herkesin bildiği gibi televizyon çocuk eğitiminde yararı olduğu gibi zararı da oluyor. (televizyonun)
  • Annemin başı ağrıdığında çok sinirli olur. (annem başı…)
  • Anneyle babanın, çocuklarının iyi eğitilmesini istiyorsa onlara iyi bir örnek olmalıdırlar. (anneyle baba…)

E) İyelik eki alan belgisiz zamirler tamlayan olarak kullanılırsa tamlananın aynı iyelik ekini almaması gerekir.

  • Hepimizin de çoluk çocuğumuz var. (…çocuğu var)
  • Hanginizin işinize karıştım bugüne kadar? (hanginizin işine…)
  • Birçoğumuzun iyi ve kötü günümüzde hep yanımızda olmuştur. (…iyi ve kötü gününde…)
GEREKSİZ VEYA YANLIŞ EK KULLANILMASI

Bazı cümlelerde gereksiz çekim eki kullanılması, bazılarında ise yanlış yapım ekleri kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.

  • Yemek yapmasını pek bilmiyorum; ama lezzetli pastalar yapabilirim.
  • Bize anlattıklarından aksini aksini yaptığını sanıyorum.
  • Onun benden hoşlanmayışının nedeni görüşlerine katılmamış olduğumdandır.
  • Sorun, arkadaşımızın bizi bu konuda aydınlatmamış olduğundan kaynaklandı.
  • Çocukların annesi ve babaları davet edildi.

4 yorum: